05 Eylül 2010 Pazar   
İzmir Türküleri Sahipsiz Kaldı.
Tolga Çandar'ın hazırladığı albüme hiçbir İzmirli kuruluş destek vermedi. Ege türkülerini söylemeye başladığında "ağır aşağılamalara" maruz kalan Tolga Çandar, siyasi tavrını benimsetti de; İzmir türkülerini derlemeyi, yöneticilere kabul ettiremedi.
DUYGU ÖZSÜPHANDAĞ YAYMAN BERK ALTIN/ŞIK (Fotoğraf)
Ege türkülerini Tolga Çandar'dan, hem de bölgenin diliyle dinlemeye başlayalı 20 yıl olmuş. Kulaklarımızda, Çökertme, Ah Bir Ataş Ver, Bodrum Hakimi, Sobalarında Kuru da Meşe Yanıyor ve daha onlarca türkü var iken kim inanabilir, sanatçının Ege türküleri yapmaya kalkıştığında "ağır aşağılamalara" maruz kaldığına? Ve buna karşın, sekiz albüm çıkaran Çandar'ın, dördüncü Ege Türküleri albümünü İzmir türkülerinden toplamak istediğinde kent yöneticilerinin destek vermeyişine... İzmir’de 7 gün – 11-17 Nisan 2004


Yöneticiler ilgilenmedi
1980'lerin başında öğrencisi olduğu Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde müzik ve tiyatroyla ilgilenmeye başlayan Çandar, ilk çalışmalarını Çağdaş Türkü topluluğuyla yapıyor. O çok sevilen ilk albümün ardından Ege türküleri yapmak istediğinde bunun iyi bir fikir olmadığı söyleniyor kendisine. "Hatta çok ağır aşağılamalara maruz kaldık. Ege türkülerini kimsenin dinlemeyeceğini söylediler" diye anıyor o günleri. Sanatçı sert çıkınca Çağdaş Türkü'yü kaybetmemek için kabul ediliyor albümü ve çıktığı hafta liste başına oturunca da devamı geliyor. Çandar, "Ege türkülerinin bu kadar sevileceğini, sahiplenileceğini, böyle bir ihtiyacın olduğunu hiç kimse düşünmemişti doğrusu" diyor ancak sanatçının İzmir projesinin ilgi görmemesi, bu ilginin hala halk katında olduğuna işaret ediyor. Ege Bölgesi'nde İzmir, ayrı bir yere sahip sanatçının yaşamında:
"Ege yöresinden gelen her şey, İzmir'de toplanmış. Tencere, İzmir; burada pişmiş. Buranın eski meyhanelerinde, tavernalarında, Yunanlıların rem-betiko dedikleri tarz oluşmuş." İşte tam da bu nedenle, Muğla Valiliği için yaptığı Muğla türküleri çalışmasını İzmir için de yapmak istemiş Çandar. Fakat, İzmir'in yöneticileri, kültürü kadar cömert davranmamış:
"İzmir şarkılarını, türkülerini bizim anlayışımızla biraraya getirelim, gibi projeler öneriyorum. Bu projenin içinde ille valilik değil, Ticaret Odası ya da İzmir'le ilgili başka bir birim de olabilirdi. Çok zengin bir yöre burası. Zeybeği, meyhane şarkıları, yörük türküleri var. Çok kapı çalmadım. Birkaç yere 'Muğla'ya yaptığım çalışmayı İzmir şarkıları için düşünüyorum, fikrinizi bekliyorum' dedim. Henüz yanıt çıkmadı."
Bunun üzerine Çandar, içinde İzmir şarkılarının da olduğu Ege Türküleri 4 - Sarı Zeybek adlı albümü kendi çabalarıyla çıkarmaya karar vermiş. İçinde daha önce dinlemediğimiz İzmir şarkıları da olduğunu müjdeliyor.
'Destek yerine köstek'
Çandar, seslenişini toplum ve bakanlık katına yükseltiyor: " Türkülerimiz, aynı zamanda kim olduğumuzu anlatan birer sosyolojik veridir. 'Biz kimiz' diye soruyorsanız bunu türkülerde çok rahat görüyorsunuz. Tarihsel birer belgedir aynı zamanda türkülerimiz. Aslına bakarsanız, bölgeler için özel çalışmaların, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın politikası olması lazım. Bizim müziklerimizle, dünyaya Yunan müziğini, rem-betikoyu kabul ettirdiler. Fakat bizim böyle bir beklentimiz, hedefimiz yok. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın yok. Bırakın dünyaya bunların bize ait olduklarını anlatmayı; insanlar bağlama taşıyanın yanında yürümüyor. Benim gibi, Erkan Oğur gibi, Okan Murat Öztürk gibi üç-beş insan insanlar yıllardır bunun kavgasını veriyoruz. Devletin zerre kadar desteği olmadığı gibi, neredeyse köstek olacak."
Copyright © 2006 Kamil Okyay. All Rights Reserved. Her Hakkı Saklıdır.